Takdir yetkisi, hukukun belki de en çok kullanılan ve en az sorgulanmış kavramlarından biridir. Hâkim temel cezayı belirlerken, idare bir memuru atarken, Cumhuriyet savcısı kovuşturma kararı verirken, vergi idaresi uzlaşma teklifini değerlendirirken hep bu yetki devrededir. Ne var ki Türk hukuk literatüründe takdir yetkisi bugüne dek parçalı biçimde ele alınmış; her alan kendi terminolojisini, kendi sınırlarını ve kendi denetim ölçütlerini geliştirmiştir. Bu makale, söz konusu boşluğu doldurmak amacıyla yedi hukuk dalında takdir yetkisinin kavramsal çerçevesini, kullanım alanlarını, sınırlarını ve denetim mekanizmalarını karşılaştırmalı olarak incelemektedir. İnceleme sonucunda ulaşılan temel tez şudur: Takdir yetkisi hangi hukuk dalında, hangi organ tarafından kullanılırsa kullanılsın, onu keyfiyetten ayıran yegâne ölçüt gerekçedir. Normatif dayanak, amaca bağlılık, ölçülülük, eşitlik ve gerekçe yükümlülüğünden oluşan bu beş ortak koşul; Anayasa, kanunlar, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla desteklenmektedir. Makale, genç hukukçular arasında farkındalık yaratmak amacıyla kaleme alınmıştır.
Makalenin tamamını okumak için aşağıdan PDF olarak indirebilirsiniz.